Posts

Her an

Image
  Seninle gecirdigim her an cok guzel. Dun seninle Rotenberg'deydim. Seni seviyorum.

ne bir sincap ne de bir gül...

Image
Belki de sana aşık oldum, çünkü aşk böyle bir şey. Büyülü bir şey. Seni düşünüyorum sürekli, güzel olan her şeyde aklıma geliyorsun. Yanımda yürürken bana bakışın, sana sarılırken kalp atışların...  Eve geldiğimde üzerimdeydi kokun. Tren bile sen kokuyordu, eve giden yol sendin, odam sendin. Sokaktaki kadın sendin, otobüs durağındaki çocuk sendin. Kutuya da saklanabilirsin, yorganın altına da girebilirsin... Beni bir daha asla görmezsin... Bir gece köprüde benimle oturup nehri izleyebilirsin, hatta sokakta şarap içip dans da edebilirsin. Ya da deliler gibi sevişebilirsin kulağıma beni sevdiğini fısıldayarak. Sen özgür bir kadınsın ve ben sende bunu çok seviyorum. Ve biliyor musun?  Ne yapacağını bir saniye bile düşünmüyorum. Çünkü seninle geçirdiğim her saniyeyi dolu dolu yaşıyorum.

Söylemek istediğim bir iki söz var

Image
K:Söylemek istediğim bir iki söz var.  Ama daha sakin bir anda A:Belki gerek kalmamıştır. Duydum ben onları K:Ama belki de ben gerek duymuştum... A:Bu durumda tabii ki konuşmamız gerekir, seve seve Yapmamam gereken bir şeyi iki kez duymak hoşuma gitmiyor, genelde ona fırsat vermiyorum. Eğer konu benim duygu ve davranışlarım olacaksa o konuyu hallettim ben. Söylemek istedim K:Biraz şaşırdım. Sanmak ile ilgili bir yanlış anlaşılma oldu gibi. Senden yana değil benimle ilgiliydi. Benim için güzel ve kıymetli olan bir iki şeyi içimde tutmadan açık yüreklilikle söylemek gelmişti içimden A: O zaman uygun bir zamanda konusalim K:Konuşuruz // K:Cümleleri hızlıca okurken sihir gibi bir an... kendi okuma iç sesimin yerine kulağımda başka sesten tanıdım bir cümleyi. Öyle bir an olmuş muydu, uyku ile uyanıklık arasında bir rüya mıydı neydi? :) A:Bu cümlenin de altını çizer misin? K: Cizerim A: Buralara bir dahaki gelisin ne zaman? K: Bilmiyorum, henüz bir randevum ya da planım yok. Niçin sormuş...

Kış güneşi

Image
  Fındık likoru baya tanık olmuş olmalı ki sesin geldiği yere bakmadan ne olduğunu anladı. Kitabını okumaya devam etti. Hızlanan yağmur cama vuruyordu. Ses hâlâ gelmeye devam ediyordu. Sanki biri elindeki fincana kaşıkla vuruyordu. Hiç önemsemedi. Ses gittikçe artıyordu.   Gece gözlü kuşun uykusu iyiden iyiye kaçmıştı. Ayağa kalktı, fincanına biraz çay koydu ve oturma odasına doğru yürüdü. Fındık likörü kitabını okuyordu. Onu rahatsız etmeden iki gündür masada duran mektupları karıştırmaya başladı. Patent bürosundan ve fındık likörünün istifa ettiği üniversiteden gelen mektupların dışında hiçbir mektup yoktu. Patenti vardı gece kuşunun. Onları satın almak için başvuru yapanların dilekçeleriydi masadaki mektuplar. Verem hastalarının tedavisinde kullanılabilecek bir çeşit ilaç keşfetmişti ve onu kusursuz hale getirip Karland'daki hastalara ücretsiz verecekti. Büyük ilaç firmalarının tehdit içeren mektuplarından korkmuyordu çünkü annesinden ayrılırken ona verdiği sözü hiç un...